Reklam
Reklam
Yiğit Caner ERTOŞİ

Yiğit Caner ERTOŞİ

SON

08 Aralık 2018 - 12:19

Ben bu kez akıllandım. Payıma düşeni aklımca aldım. Elinden tuttuğumda yürüdüğümüz yolu karanlıkta olsa yıldızları bahane eder ben üzülmeyeyim diye romantik bir geceydi diyecek kadar gözümü kararttım sanırım. Hem niye böyle karamsar baktım, onu da hiç anlamadım. Karanlık çökmeden geceyi sevemezsin. Yıldızları sayamazsın ve yıldızın kaymadan dilek bile tutamazsın. Herkese doğan güneşin aydığı günaydın mesajları bana göre değil. Hatta iyi geceler bile benim için yetersiz gelecek. Mesajlaşmalarınız bitince sıra sadece bana ayrılmış olan gecenin iyi gelmesi mümkün gelecek. Gecenin içinde bir gece daha var. Benim için gerçek niteliği taşıyacak kadar iç içe bir gece.

Gecemde elini tuttuğum kadınımla geceleyin yola çıktığımda bana, “Nereye gidiyor bu yol, sonu nereye çıkıyor?” diye sormayacak kadar teslim olduğunu sandım. Büyük bir hata yapmış olmalıyım kendime. Sonu bataklık bile olsa bizim bataklığımız diyebileceğimize inanmak istediğim için öylesine inanmışım.

Zaten inandığın kadar gerçektir gerçeklerin, gerçek olması için inancına muhtaçtır stajyer gerçekçilik yapıtların. Laf lafı açmadan lafımı unutmadan çıksın aradan. Bataklık demiştim en son. Evet benim bataklığım senin değil. Sen bataklığımızı benimsemek, benimle batmak varken yoldaki balçıklara saplanıp kaldın. Balçıkların içinde kayboldun. Balçıklarla harmanlandın. Benimle yolu tamamlayamadın. Yağmurun ve toprağın bereketi çamurdan sandın. Çamura yatanlardan daha çamur bir hal aldıkları balçık hali anlayamadın.

Ama unutma, güneşi balçıkla sıvayamazsın. Senin sıvacı olman inan burada hiçbir işe yaramaz. Ancak içine ettiğini sıvarsın ya da sıvışırsın aradan. Her neyse “yürek yok işin içinde”. Ben, sen olmadan biz oldum. Sen bize gelmeden size uğradın. Ne çabuk başardık. Baksana, daha en başında sizli-bizli olduk. Sen sen ol nefes aldığın her kimse ondan aldığın nefesi başkaları için tüketme! Nefesin, nefesime değdi diye belki de ben abartıyorum. Nefesimin yetmediği derinlere inmeye çalışıyorum. Nefes nefese kalan nefsimiz kursağımızda kaldı hevesimiz. Nefret mi etmeliyiz yoksa nusretemi gitmeliyiz. Nusret ne alaka diye bir anlam bağı kurmaya çalışma biraz kafiye biraz saçmalamak olsun diye yazdım işte. Husret de yazılabilirdi ama bu sefer husret gizem yaratırdı kim ki bu husret acaba diye akıllarda soru işareti bırakırdı.

Nusret’le vedalaştıysanız konumuzun devamınla merhabalaşalım artık. Korkma senden sonra ne dağıldım ne de yıkıldım. Allah’tan daha toparlanmamıştım. Yıkımdan çıkmamıştın. Hem ne olacak altı üstü yıkılan fazladan bir enstantanesin hatıralarımda. Hayal kırıklığının yıkımısın işte. Dünyanın yükü ağır gelmez dünyanın kendisine. İnsanın bedeni ağırlık etmez insanın kendi bedenine. Kendine ait olan yükünü fark etmezsin bile. Kendinden olmayan var bir de. Sözgelimi 5 kiloluk domates dolu poşetin varsa elinde, işte o sana ağır gelecek. Yükünü hissettirecek ellerinde kollarında ve gözünde. Yükün ne olursa olsun, Dünyanın derdini yüklenirken yorulsan bile taşımak zorundasın Ama bir bavul ise söz konusu, taşımak durumunda zoruna giden kaldığın, sırtlandığındır. Zorlanırsın, başarırsın, bazen başaramayacağından şüphe bile etmezsin. Çünkü bilirsin şansın oralarda gezinmediğini. Adın gibi eminsin. Düşeş atsan yek gelecek. Yek başınasın bu yolda. Yekten olduğunu artık anla. Hayatının kumarındasın ve kumarbazısın. Oyundasın ve oynamak zorundasın. Üstelik son sermayeni koymuşsun. Bu sefer masaya. Büyük kumarlardasın. Hep kumarın büyüğünde hayat buluyor umutların bir tek. Yürekler bu kez bahisler ve sen bir yürek kazanmak uğruna bir yüreğinden oldun.

“Yürü yüreğim gidelim buralardan şans bizimle değil” diyebilseydin keşke. Demiş olsaydın belki de şu an son bulmazdı sevginin kumarı. Sevginin kumarbazı olan ve kazanırsan gercek olacağına inandığın umut dolu hayallerin en azından gerçek olmasa bile hayal edilebilirdi. Hay aksi! Hayalsiz kaldın.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum