Yiğit Caner ERTOŞİ

Yiğit Caner ERTOŞİ

yigit@starhaber.tv

GERÇEĞİN KEHANETİ

Kendi gerçekliklerini karşındakine yüklememelisin. Karşındakine taşıyamayacağı bir yükü yükleyemezsiniz. Yüklersen şayet, taşıyamayıp altında kaldığında tenkit edemezsin. Nasıl olur, kim bunlar, gerçek olamaz diye feryat edemezsin. Ne, sen, onun kadar gerçeksin, ne de”O" benim kadar gerçek olabilir. Gerçekler kişilerin yollarında farklı levhalarda, farklı yollara ayrılır. Gerçekliğin en gerçek olarak yaşandığı eminlik hissiyatı, gerçekten birini sevdiğin an'dır. “Gerçek sevgi" diye nitelik verirsin içinde yaşanan isimsiz hissiyatlarına.

 Ama gerçekliğini sen bile bilemezsin. Ta ki gerçeğin perdesi, gerçeğin sahnesini aralanmadan. Sen sahnenin şatafatlı, kırmızı kadife kumaşına, kat, kat pileli perdesinin altın kaplama nakışlarındaki zengin ve aristokrat izlenimini hatta kendinden emin beynelminel dökümlü perdenin eteklerini, yerlerde gezinmesini seyircisi için kirletecek kadar mütevazı olduğunu gerçek mi sandın? Öyle ise yanıldın. O zaman perde açılsın, ardındaki gerçekler sahne alsın. Gerçekleri gördüysen perde kapansın. Senden sonraki seyircisi için herkes yine eski yerini alsın.

Buraya kadar yazdığım satırlarım, tasarımcısı olan kalemimin kelimeler ile okurlarıma lezzetli bir edebiyat defilesiydi. Kalemi tutan sağ elimin, tuttuğu kalem kadar egosu yok. Solak olmadığım için, sol elimin kalemle hiç ilgisi yok. Kalem sağ elimin iltifatlarına muhtaç, üstelik müttefik edinmişler biribirlerini! Ötekileştirmek değil de nedir bu yaptıkları peki?

 Sol eline bakınca, sağ elin kadar işe yarar gibi gelmiyor değil mi? Sol elin olmazsa ekmek bile doğrayamazsın oysa. Neyse, bu da bir gerçek ama konumuza uzak fiziksel gerçeklere dahil olduğundan bunu daha sonra ele alalım.

Ne demiştik? Hatırladım tamam. Başkasının gerçeğinin senin gerçek dışı yaşamına göre ne kadar uçta da olsa, başlı başına sana uzak hayatın acı gerçeklik yapıtları var.

Meselâ; sana desem k, eşin senden gizliyor, gözüm ile gördüm! hemcinsi ile ilişkiye girerken... Buna kesinlikle inanmazsın gözünle görmeden, ama aynı eşin sana olan sadakatine de inanırsın gözünle görmeden. İşte bu, senin gerçekçi bakışın. Gerçek olan değil. Ya da, eşin seni fiilen aldatmıştır ve bu eylem somutluk taşıdığı için aldatan kişi hiç zaman kaybetmeden kendini haysiyetsizlik ile mühürler. Oysa, sen de onu, birçok defa gözlerin ize izlediğin filmin oyuncusu ile bir an bile olsa zihninde aldatmışsındır. Peki, fiziken eyleme geçmedin diye ihanet etmedin mi? sen şimdi! Soyut düşüncende aldattın bir kere... Bunun somut olmaması seni aklamaz, ve de paklamaz. Soyut olduğu için bu gerçek sayılmaz ise, sevginin gerçekliğinden nasıl söz edersin?

Şimdi bir daha düşün! Gerçekten sevdiğini mi düşünüyorsun? Yoksa, düşündüğün ile mi sevişiyorsun..?

Yani kendin ile saklambaç oynayamazsın gerçeğini kendinden saklayamaz’sın.

SOBE !

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

www.starhaber.tv Çözüm Medya Grup kuruluşudur.

www.starhaber.tv haber sitesinin Star Gazetesi ve Star Televizyonuyla hiç bir ilgisi yoktur.