Azrail ile Ahit İmzalamak
Reklam
Reklam
Yiğit Caner ERTOŞİ

Yiğit Caner ERTOŞİ

Azrail ile Ahit İmzalamak

02 Şubat 2019 - 09:23

-Azrail’in Hediyesi- Ölmeden önce okumalısın! +21

 Azrail’den bir ağır bir makam.

“Ölmek ve Yaşamak İçin Yetkili Kişi Benim.”

Öncelikle bilmelisin ki ölmeden önce bu satırları okuyacağın için çok şanslısın, merak etme son satırın son kelimesini okuyana kadar yaşayacaksın, bunu sana garanti edebilirim. Sonrasında seni bekleyen ilk saniyen için bu sözü veremem.

Kendisi ile imzaladığım “Ahit” içeriğinde şahsıma bahşedilen tolerans içeriği maalesef böyle.

“Ölümüne El Sıkıştım”

Belki de bugün öleceğim günü yaşıyorum. Hayır, bu benim için geçerli değil belki senin için.

En üzücü kazancım ise ölümün vaktinden haberin varken sevilmesi gerekenleri, gerektiği gibi sevemiyorsun. Öleceğini bildiğin için duygularına yaşama şansı vermiyorsun.

 İşin mutlak kaderinden bakmaktan söz etmiyorum, bir depremin enkazında kalıp can vermekten yada bir trafik kazasında can almaktan söz etmiyorum. Bu bir makama layık olmak buyrulmak “ Azrail’in “ sırrına vakıf olmak. Şeytanla pazarlık gibi ve bir çok kişi şeytana satmıştır kendini ilmine vakıf olmak için. Ama Azrail’in bu teklifi çok başka. Açık bir senet gibi tarih bölümü yazılmamış hayatıma verilmiş bir kalem var can alıcı melekten, yazmam gereken tarihi belirlemem için. Bu bir intihar değil yada felsefe, dedim ya bu bir makam. Uhrevi ağır bir makam. Bu senin her gün ölebilme ihtimalin gibi bir kuramda değil, aksine bunun ihtimalleri kesinlik içeren kısaslara sahip.

Ölümüm ve yaşamım benim elimde.

Bu nasıl olur diye düşündüğünü, biliyorum, bunun sana imkansız geldiğini ve deli saçması bir düşünce yapısı geldiğini de,  açık ve net görebiliyorum.

Belki de “Azrail” bana ne diye bu makamı versin diye düşünüyorsun, inan bilmiyorum demek isterdim ama biliyorum.

Bilmeseydim makamımı yönetemezdim. Öleceğin günü bilirsen öleceğin güne göre yaşarsın, ayağını ölümüne göre uzatırsın yada ölüm tarihini uzatmak için

“ Azrail'e ” sağlam bahaneler sunarsın. Aynı şekilde yaşamını kısaltmak için ölüm gününü erkene de aynı bu şekilde alırsın. Bu senin düşünce kırsalında olan “Ahiret” gününe göre dikkat edip yaşamamamız gerektiğinin bilincinde olmanın gerektirdiği bir vecibe değil.

Kaç kez demem gerek anlaman için. ?

Bu bir “MAKAM” !

Ve yine daha önce dediğim gibi bu ağır bir makam, bununla yaşamak çok ağır bu herkesin istemeyeceği bir ilmin gölgesindeki karanlık güneş.

Geceyi aydınlatan, "ay" gibi güneşe yakıştırdığın metafordan söz etmiyorum.

Ölümün karanlığını aydınlatan sırların, gizlendiği yerlerini deşifre edebilmenden söz ediyorum. Azrail’in fenerini tutmandan bahsediyorum, işte tamda burası için,

Hazır mısın ?

Feneri düşürmeden taşır mısın ?

Işık tuttuğun ölümün karanlık inlerinde, saklanan sırların sadece bir tanesine vakıf olup vazgeçmen, yani feneri elinden düşürmen senin stabil yaşamına mutlak bir ölümün, ebedi karanlığı olur.

Şeytanla sıkıştığın elin kilidi tövben ile bozulur ama Azrail’in tövbesi geçmez çocuk.

Bu öyle bir ilmin açılan kapısı ki, içeriye girdiğin zaman “Ölüm Meleğini” eski yaşantında ki gibi, öylece gelip canını alması için akışına bıraktığın hayatındaki gibi bekleyemezsin. Spontane bir ölüm umut edemezsin. Kapıyı bir kez geçtin mi, ölebilme yetkisine sahipsin. Kendi ölümün için söz sahibisin ve bunun verdiği eminlik akabinde kesinlik içeren, bilincin ikiye yarılacak bir tarafı ölmek için yanıp tutuşacak ötekisi yaşamak için.

Hoş geldin “ARAFTA'SIN”…

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum