Sebahat ŞAHİN

Sebahat ŞAHİN

sebahat@starhaber.tv

Anne-Baba okulu!

Kulağa ne kadar sıradan gibi gelse de, dünyanın en zor mesleği. Hemen hemen her kadın ve erkek, bilinçsizce, içgüdüsel bir şekilde anne-baba olmak için yanıp tutuşuyor adeta. Eğitim sistemimizde hiç yer verilmeyen bu ciddi “meslek”, maalesef her kadın ve erkeğin fütursuzca talip olduğu bir görev(!)

                Oysa, sorumluluk sahibi her insanın bilmesi gereken en önemli şey, bunun böylesine basit bir görev olmadığı bilincidir. Maalesef ki, bu bilinç yeteri kadar farkındalık kazanmadığı için, türlü psikolojik sorunların kölesi insanların yetişmesine, dolayısıyla da topluma hastalıklı yeni bireylerin katılmasına neden olmaktadır. Bu kısır döngünün kurbanı olan insanlar, yeni kurbanlar yetiştirmekten başka hiçbir şey yapamıyorlar…

                Kişiliğimizin yapı taşları, 0-3 yaş arasında atılıyor. Odipal dönem denen bu yaş aralığı, çocukların birey olmadan önce atılan ilk temelleri gibidir. Hiçbir şeyden anlamadığını düşündüğünüz bu bebekler, bilinçdışına öyle şeyler kaydederler ki, ileride büyüdüklerinde kendilerinin bile bilmediği bir sürü sorunun şifrelerini buraya gizlerler.

Bu kayıt, yaşam boyu kendisi farkında olmadan hayattaki tüm seçimlerini etkileyecek, ondan kontrolsüz bir “ben” yaratacaktır. Önceleri bebek diye adlandırdığımız bu insan adayları, çoğu zaman bilinçsiz ellerde heder olup, bazen kendi içlerinde bir saatli bomba, bazende, toplum nezdinde birer serseri mayın gibi, üzerine basacak kişiyi beklerler.

Peki nedir ana-baba olmak bilinci. Biz bu bilince nasıl kavuşuruz? Öncelikle sadece erkek veya kadın olmak bunun ilk şartı değildir! Bunu öğrenmeliyiz. Bir bebeğin o boncuk gözlerinden dünyaya bakarken beyninde bir kayıt cihazının bulunduğunu, gördüğü hemen hemen her şeyi kayıt ederek öğrendiğini, odipal dönemini tamamlayana kadar, tamamen içgüdüsel ve hayvani duygularla yaşadığını unutmamalıyız!

İnsanoğlu doğumdan başlayarak, yetişkinliğe kadar türlü kişilik özelliklerine bürünürler. Kişiliğimizin yapı taşları atılırken, anne-baba davranışları, çocuğun hayata duruşunu, cinsel kimliğini, yetişkin olduğundaki seçimlerini, her şeyini bire bir etkiler. Ebeveynlerin bu kadar önemli dönemi “çocuktur” diyerek geçiştirmesi sonucundadır ki, hastalıklı problemli bir genç olur ve ergenlik dönemi sorunları çığ gibi büyüyerek gelir.

Bizler çocukluğumuzda anlam veremediğimiz, isimlendiremediğimiz bir sürü sorunu, bilinçdışımıza kapsül yaparak hapsederiz. Bu geçici bir rahatlama sağlarken, ergenliğimizde yaşayacağımız ani değişiklikte, tıpkı bir depremde yaşanan sarsıntıyla olduğu gibi, derinlere gömdüğümüz kapsülde açığa çıkar. Kapsülün içindeki bilgiler ve içeriği, kişiye tamamen yabancıdır. Bilinçdışının çözümlemeden paketlediği bu sorun, ergenlik çağında tedavi şansı bulursa ne ala, bulamazsa kişiyi, daha derin çıkmazlara sürükler.

Bebek ile anne arasındaki duygusal bağ o kadar güçlüdür ki, her iki cinsin de kimliğini bulmasında, annenin rolü inanılmaz derecede mühimdir. Çocuk annesinden sağlıklı bir şekilde ayrılıp bireyselleşebilmelidir. Aksi takdirde bir bütün olarak gördüğü anne benliğinin içinde bağımlı bir birey olarak yetişecektir. “Bağlılık” değil, “bağımlılık” kişi için inanılmaz derecede tehlikeli bir durumdur. Bağımlı çocuklar ister kız olsun, ister erkek, hiçbir şekilde kimliğini bulamayan aciz ve özgüven sorunlu kişiler olarak toplumdaki yerlerini alacaklardır.

Peki ne yapmalıyız?

Bu sorunun cevabı bu kadar kısa bir makalede, gerektiği kadar açık ifade edilemesede, özetle şunu söyleyebiliriz. Doğası gereği anne-baba rolünün bu kadar hayati önem taşıdığı insan ömründe çocuklar büyütülürken, maksimum ihtimam gösterilmelidir. Onun bir bir çamur olduğu ve heykeltıraşının da ebeveynler olduğu asla akıldan çıkmamalıdır. Şekillendirdiğiniz bu çamur kuruduğunda, ona yeni bir biçim vermek olanaksızdır. Yapacağınız tüm denemeler, heykelinizde çatlaklara neden olup, asla yeni bir şekil almayacaklardır.

Lütfen bu bilinçle yetiştirelim çocuklarımızı. Henüz yumuşak bir hamurken ellerimizde, nazikçe biçimlenmelerine yardımcı olmak, en büyük görevimiz olmalı. Kırmadan, dökmeden, gelecek nesillerin temelini atarsak ve sağlıklı nesiller yetiştirirsek, kişilikli, ne yaptığını bilen, kendinden emin, bir toplumun temellerini de atmış oluruz.

Gelin dünyanın en önemli anne-baba okulunu, kendi evlerimizde açalım. Ve bu okuldan ilk mezun olanlar da bizim evlatlarımız olsun.

Aydınlık yarınlara, mutlu bireylerle yürümek dileğiyle…

Sebahat Şahin

Kaynak:Cem Keçe

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

www.starhaber.tv Çözüm Medya Grup kuruluşudur.

www.starhaber.tv haber sitesinin Star Gazetesi ve Star Televizyonuyla hiç bir ilgisi yoktur.