Mehmet KIZILASLAN

Mehmet KIZILASLAN


DUYUN-U UMUMİYE NEDİR?

04 Ekim 2018 - 09:58

Düyun-u Umumiye (Düyun-u Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdaresi),                          



                Düyun-u Umumiye Osmanlı dış borçlarının ve bunu idâre eden birimin adı.



                    1881-1939 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun dış borçlarını denetleyen kurumdur.       



              II. Abdülhamit döneminde kurulmuştur. Sözcük, "Genel Borçlar" anlamına gelir.                 



                      Duyun: Eskimiş borçlar.



                      Varidat: Gelirler, VARLIK



                     Muhassasa: Müesseseler ( FON)



                    “Eski anlamı ile Duyun-u umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdaresi” olan bu     



              Sistemin, yeni adını siz koyunuz.    



                       Tanım olarak, Duyun-U Umumiye İdaresi, Google amcada bu şekilde anlatılıyor.



                     “Genel borçlar yönetimi demektir. Yakın çağda ekonomik yönden büyük bir çöküntü    



              yaşayan, Osmanlı İmparatorluğu, 1854 yılında (Kırım Savaşı sırasında) ilk kez dış



              borçlanmaya gitmiş ve İngiltere'den borç almıştı. Osmanlı Devleti borçlarını ödeyemeyerek



              1875 yılında iflasını açıkladı. Alacakları tehlikeye düşen devletler de alacaklarını birleştirip



              1881 yılında Düyun-u Umumiye İdaresi'ni kurup, Osmanlı Devleti'nin gelir kaynaklarına el



              koydular.



                       Osmanlı Devleti'nin tuz, tütün, damga, içki, balıkçılık, ipek vergileri başta, gümrük



            vergileriyle,  bağlı beyliklerin vergilerinin bir bölümü oluşturulan bu yönetime aktarıldı.



           Sonuçta, devletin tüm ekonomik ve mali denetimi Avrupalıların eline geçmiş oldu.



                        Lozan Barış Antlaşması'yla birlikte bu idare kaldırılmış ve yeni Türk Devleti'nin payına   



             düşen, Osmanlı borçları taksitlendirilerek, Fransız Frangı olarak ödenmeye başlamıştır.



              63.644.000 Fransız Frangı olan Osmanlı borçları 1954 yılında tümüyle ödenmiştir.



                     İlk dış borç,1854 Kırım Savaşından sonra alındı. Osmanlı Devleti, Sultan İkinci  



               Abdülhamîd Han, zamanına geldiğinde, ağır dış borçlar altında ezilme mevkindeydi. Akıllı



               tedbirlerle belli bir zaman içerisinde bu borçlar ödenebilirdi.



                      Lakin 93 Harbi (1877-78) hezimeti, devleti iflasın eşiğine getirdi. Devlet, en verimli



                topraklarını kaybetti. Akın akın gelen göçmenlerin sayısı bir milyona ulaştı. Bu kadar göçmeni



              bir yıl içinde rahata kavuşturmak çok zordu. ( Bu gün 3.5 milyon Suriyeli göçmenin yurdumuza



              gelmesi sizde bir çağrışım yapıyor mu? Bu Devletimizi ve Milletimizi zora sokmak değil midir?)



                     1875 yılında borçları ödeyebilmek için rüsum-ı sitte idaresi faaliyete konuldu ise de, bu



              idare şekli, Avrupalı alacaklıları memnun etmedi. Neticede Tevhid-i Düyun yapılması   



              kararlaştırıldı. Böylece bütün dış borçlar birleştiriliyordu. Devletin bazı mallar üzerinden  



              aldığı gelir, bundan böyle Türkiye Maliye Nezareti tarafından değil, ancak Düyun-i Umumiye



              tarafından tahsil edilecekti. Bu durum devlet içinde bağımsız ikinci bir Maliye Bakanlığı ihdas



              etmek, anlamına geliyordu. Ancak, yapacak başka çare de kalmamıştı.



                       Düyun-ı Umumiye nin yetkisine bırakılan gelirler şunlardı: Tütün, tuz ve ipek vergi   



               gelirleriyle damga pulu ve balık vergileri.



                           Düyun-ı Umumiyenin idare meclisi 7 üyeden müteşekkil olup, bunların üyelik müddeti



               5 yıl için idi. Üyelerin ikisi Türk, diğerleri de her bir alacaklı ülkeden, birer üye olmak üzere



              İngiliz, Fransız, Alman, Avusturyalı ve İtalyan’dan müteşekkildi. Dış borçların tamamına yakın



              bölümü İngiliz ve Fransızlara ait olduğu için, Meclis-i İdare Başkanlığı yalnız onlardan



             seçilebilmekteydi. Ancak konseyi teftiş etmek üzere Türklerden meydana gelen fevkalade bir



             müfettiş heyeti de bulunuyordu.



                           Yukarıdaki yazdıklarım Google amcadan alıntıdır. Daha geniş bilgiye Google amcadan



                 temin edebilirsiniz bizden bu kadar. Saygılarımla. Mehmet Kızılaslan 2018/10/02



 



 



 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum