Reklam
Reklam
İnci GEÇKİL

İnci GEÇKİL

Kitaplar…

14 Haziran 2019 - 12:13

Bize bizi en iyi anlatan kitaplardır...
Yeni tanıştığım, aynı yazarın kaleminden çıktığına şaşırdığım üç kitap: Parodi, 6, Leylâ’ya Mektuplar. Şaşırdım çünkü birbirinden hemen her anlamda farklı eserler. Yapı, teknik, içerik…
Yazarların kendilerini ister istemez tekrar ettiklerini biliyoruz. Çok sevilen bir kitabın benzerinin yazıldığı, aynı başarıyı yakalayamadığı az görülen işlerden değildir. Peki bu üç kitap birbirinden gerçekten bu kadar farklı mı? Dilerseniz son çıkan kitabımızdan başlayalım.
***
Leylâ’ya Mektuplar, bize isim olarak Ahmed Arif’i, hatta bir açıdan Kafka’nın Milena’yaMektuplar’ını hatırlatıyor. Peki içerik olarak onlarla bir ilgisi var mı? Hayır.
Mektup, yazın dünyasında eskiden beri yaygın şekilde kullanılan bir yapıdır. Mektuplar üzerine oluşturulan eserlerden örneğin Dostoyevski’nin İnsancıklar’ı gelir aklıma hemen. Leylâ’ya Mektuplar’da ise sözüm ona mektup yazılıyor ama aslında bir açıdan mektup yazımına ironik ve mizahi göndermeler yapılıyor. Yani amaç mektuplarla oluşturulan bir eser yaratmak değil de mektuplarla oluşturulan eserleri birazcık tiye almak diyebiliriz.
Tam da bu noktada kitabın üstkurmaca özelliğine değinmek gerekiyor. Kitabın kurgusallığına öyle aleni göndermeler, pastişler var ki eserin bambaşka bir amaç güttüğünü anlıyorsunuz.
Sofie’nin Dünyası, Fransız Teğmenin Kadını, Türk edebiyatında ise Kara Kitap gibi eserler, üstkurmacanın en yetkin örnekleri arasında gösterilir. Leylâ Mektuplar ise bir kurmaca olduğunun bilincinde ve bu yüzden yazarla sürekli tartışan; Gregor Samsa, AnnaKarenina, Raskolnikov gibi roman kişileriyle karşılaşan; Woolf, Pavese gibi romancıların intiharlarını yansılayan roman kahramanlarıyla edebiyatımızda şüphesiz ki yeni bir soluk olmuştur.
Varoluşçu, felsefî ve tasavvufî yanıyla özel ve değerli bir kitaptır, Leylâ’ya Mektuplar.
***
En zorladığım eser ise 6’ydı. Her yolun altıya çıktığı, ilginç yazım tekniği ve yapısıyla postmodern edebiyata yenilikler katmıştır bu kitap.
Resim, müzik, sinema gibi sanat dallarının tekniğiyle, yapısıyla ve duygusuyla işlenmiş, psikolojik bir eser.
Kitapta paranoyak, histerik, obsesif gibi her türlü ruhsal sorunlu insana rastlamanız mümkün! Yetmemiş, Nietzsche, Arşimet, Freud, hatta Nasreddin Hoca gibi ünlü isimlerle karşılaşıyorsunuz.
Altı özel bölümden oluşan ve “7” başlıklı sonsöz/öykücük ile son bulan, hem psikolojik hem felsefi bir kitaptan bahsediyoruz.
“Dağılmış bir ailenin ‘saçma’ öyküsü.” Cümlesindeki “saçma” vurgusu da bu kitabın bir yönüyle varoluşçu olduğunun ipucunu veriyor bizlere.
***
Parodi… Diğer iki eserden çok daha farklı olanı ise Parodi – Bunları da Kör’dü Türkiye isimli.
“Siyasi, içtimai, iktisadi bir parodi.” demiş tanıtım bülteninde yazar. Kitabın adından ve bu ifadeden de anlıyoruz ki Türkiye’nin siyasi ve toplumsal olayları işlenmiş. İyi ama nasıl işlenmiş?
Mizah, ironi, parodi, pastiş… Örneği olmayan bir şekilde, tüm bunlar ve içerik, şiir ve tiyatro yazım tekniğinin harmanlanmasıyla oluşturulmuş. Bu yanıyla aslında biraz Shakespeare’i de çağrıştırıyor ama içerik elbette çok daha farklı.
Bir eleştiri metni yazımı işin belli teknikler kullanılagelmiştir. Alegori, parodi, ütopya bunların en bilinenleridir. Bu eserde tüm bu teknikleri bulabiliyoruz, üstelik sayısız yazar ve şaire göndermelerle. Yani bu özel eserde Necip Fazıl’ın, Nazım Hikmet’in şiirlerine de Orwell’ın, Huxley’in romanlarına da pek çok gönderme ve alıntılar var.
***
Sonuç olarak, adına neden “çıldırmış kitaplar” denildiğini okuyunca anladığım, keyif aldığım, dağarcığıma ve hayal gücüme çok şey kattığım, birbirinden değerli üç kitabın yazarı Emre Karadağ’a teşekkür ediyorum. Sıradanlığı değil, farklılığı seçmiş olduğu için de ayrıca tebrik ediyorum.
Bence, belli ve özel bir okuyucu kitlesi için yazılmış çok özel eserler… Dördüncü ve daha nicelerini beklemek de bir okuyucu olarak hakkım diye düşünüyorum.
 
İnci Geçkil
İnci_9999_21@hotmail.com
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum