İnci GEÇKİL

İnci GEÇKİL

Yazar & Star Haber Diyarbakır Temsilcisi

Anne Bulut Bana Gülümsüyor…

03 Ocak 2020 - 06:54

Çaresizliğin en dibinden başlıyorum. Bu gün benim için unutulmaz olacak. Biliyorum belki sizler için kolay ve basit ama benim için öyle olmayacak. Uzun bir yolculuğa benimle birlikte hazır mısınız? Her zaman ki gibi odanın en karanlık en sessiz köşesine geçtim. Kulaklığımı takıp ve fon müziğimi açtım. Dünyayla olan iletişimi bir süreliğine sessize almış vaziyettim. Çaresizlik demiştim değil mi? Ne yapacağını bilmediğin dört duvar arasında sıkışıp kaldığın anlardan bir an… Elinden her iş gelen sadece ve sadece tek amacı çocuklarına iyi bir gelecek kurabilmesi için çabalayan bir anne… Çocuklar ise çok afacan ve yaramaz anne ne yaparsa yapsın sakinleştiremez hatta durduramaz onları oysa çocukları bir o kadar zeki idi…

    Çocuklar bir gün annelerinin çalıştığı yere gitmek zorunda kalırlar. İşyerinin önüne geldiklerinde biraz tedirgin ve bir o kadar korkuyorlar. Kapıyı aralayıp içeriye bakan küçük afacan annesini görür. Şaşkınlık içerisinde kala kalır. Çünkü anneleri onlar üzülmesin diye müdürlük yaptığını ve geceleri onlara masal anlatırken nasıl müdür olduğunun hayalini çocuklarını fragman misali gözlerinin önüne getirmiş. Oysa anneleri bahsettiği şirkette temizlik personeliydi. Şirketteki herkes ona saygı duyar ve severlerdi. Bir müdür sıfatında değeri büyük idi. Çünkü anneleri öyle yüreği temiz, dürüst bir insan ki girdiği toplumda bunu hissettiriyor ve sevdiriyordu kendini oysa bunların hiçbir önemi onun için yoktu. Çünkü onun tek derdi çocuklarına iyi bir gelecek sağlayabilmekti. Akşam eve gittiğinde çocuklarına bir tas çorba yapabilmekti. Sevilen insanları genellikle sevmeyenler olurdu. Maalesef aynı şirkette onu sevmeyen birileri vardı. Anneleri dul ve iki çocuk sahibi olunca tabi hayat onlar için daha zor oluyordu. Babası belli olmayan çocukların şirkette ne işi var? Burası çocuk yeri mi? Lunapark mı? Diye söylenmeler başlamıştı. Çocuklar daha ne için geldiklerini söyleyemeden dışarı çıkarıldı. O saygı gören ,sevilen insan iki dakika da neyi belirsiz insan oldu.! Kötülemek bu kadar basit miydi? 

    Saygı, sevgi verilen bir insanı çocuklarının önünde bu kadar aşağı indirmek gerçekten doğru muydu? Çocuklar annelerinin işini daha yeni öğrenmişken daha o şaşkınlığı üzerinden atamamışken bunu onlara yaşatmak ne kadar doğruydu? Anne gözleri yaşlı hiçbir şey demeden ceketini alıp ve çocukları ile birlikte gitti. Çocukların üzerindeki şaşkınlık devam ediyordu. Anne ağlama lütfen diyemediler. Çünkü anneleri onları bir hayale sürükledi. Şimdi o hayalden çıkmak ne mümkündü? Anne iki çocuğun elinden tutup yürümeye devam ediyordu. Şirket ile ev arasında epeyce mesafe vardı. Eve yetişene kadar karanlık basıyordu. Küçük afacan kafasını annesine doğru kaldırıp elini işaret edip anne bak bulutlar yavaş yavaş gidiyor dedi. Annesi bakıp tekrar başını aşağı doğru eğince tekrar afacan bak anne bulut bana gülümsüyor… Sana sanırım ağlama diyor anne… Anne hafif gülümseme ile ağlamıyorum diyerek eliyle afacanın başını okşadı. 

İnci Geçkil

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum