Güler ŞEN

Güler ŞEN

guler@starhaber.tv

"ÜÇ BOYUTLU HAÇ GÖREVİ"

Çok küçük yaş da olmama rağmen iyi hatırlıyorum 196O ile 197O yılları arasında, insanlar zar zor para biriktirip yastık veya yatak altı dedikleri birikimlerini saklayarak,

Dişinden tırnağından arttırdığı parayla hacca gitmek için uğraşıyorlardı. Birde bu işin maalesef ki kayıt kısmı vardı, tabiî ki o dönemlerde şimdiki kadar kolay olmuyordu her şey. Kayıt yaptırdıktan sonra aylarca hatta yıllarca sıra bekleyerek çıkmasa dahi başvurduk diyerek mutlu oluyorlardı gidemeselerde. Biliyorlardı ki hac yoluna bir adım daha yanaştık Allaha şükürler olsun deyip teselli buluyorlardı dualarla. Bekleme aşamasında olanlar ise Allahın evini görebilmek kutsal topraklara yüz sürebilmek ümidi bile onları mutlu kılıyordu.

O paraları biriktirerek, yazıldığı hac sırasının gelmesi için gece gündüz ibadetler yapıp dualar ederek, Allaha yalvarıyorlardı

Her uyandıklarında. Belki bugün sıra bize gelir diyerek duayla beklemenin paraları yastık altı yapmak ve umut etmek zaten fakirin mutluluğunun iç huzurunun resmiydi.

Sevgili okurlar neden bu konuyu sizinle paylaşmak istedim?

Hacca gitmenin de çivisini çıkardıklarından dolayı silkelenip kendimize gelmemiz gerekiyor diye düşündüğümden sizlerle de istişare yapmak istedim.

Benim çocukluğumda hacca gidenleri iki gözümüz iki çeşme yolcu ederdik ki kutsal topraklara yüz sürüp, zemzem suyunun şifasına erişerek tüm kötülüklerden arınıp temizlenip hac görevini layıkıyla tamamlayıp gelecek olanları dört gözle beklerdik. Hurma gelecek, zemzem suyu gelecek dilekler dileyip niyetler tutardık.

Bunları yerken içerken, bir yandan da ne kadar gidip görülesi yerler olduğunu dinlerdik ve bilirdik. Peki ya şimdilerde hac'ca gidip gelenler neler anlatılıyor, merak edenlerimiz vardır mutlaka?

Eski dönemlerde hacca ibadet için gidilirdi, şimdilerde ise ibadet ne mümkün, sadece reklam için hacca gidiyorlar ne yazık ki. Döndüklerinde anlattıkları akıllara zarar!

Beş yıldızlı otellerde kaldıklarını, milyarlarca paralar harcadıklarını lüks lokantalarda yemekler yediklerini anlatmanın marifet olduğunu sananlar. Hac görevini tamamlamış mı oluyorlardı acaba?

Şimdi benim düşündüklerimi mutlaka merak edeniniz vardır, hac ziyareti artık böylemi oldu sualini kime sormak gerek. Ben bilemiyorum bilen varsa da bizi tek seferliğine aydınlatsın lütfen...

 Beş yıldızlı otelde kalanlarla milyarlarca para harcayanlar, lüks lokantalarda yemek yiyenler cennete gideceklerde. Yıllarca dişinden tırnağından yemeden içmeden kısıp da, az yıldızlı otellerde kalanlar cehenneme mi gidecekler?

Bu ve bunun gibi insanları anlamak mümkün değil zaten. Çünkü bir çocuğu yedir giydir denildiğinde, utanmadan duymamış gibi davranabiliyorlarsa. Böbürlenmeye sıra geldiğinde mangalda kül bırakmıyorlarsa çok yazık.

Yalnız şuna çok seviniyorum hayatta iki kez de olsa, zenginde, fakirde eşitleniyor. Biri doğarken biri ise ölürken! Doğarken tüm bebeklere zıbın giydiriliyor. Ölürken ise tüm insanlara kefen!  

Bozuk saat misaliyiz yani sevgili okurlar iki kere doğruyu gösteriyoruz unutmayalım. Maalesef ki ne zıbının cebi var, ne de kefenin. Sık sık hatırlayıp her canlıya lütfen eşit davranalım...

Sevgiyle kalın

Güler Şen

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

www.starhaber.tv Çözüm Medya Grup kuruluşudur.

www.starhaber.tv haber sitesinin Star Gazetesi ve Star Televizyonuyla hiç bir ilgisi yoktur.