Filiz ALDEMİR

Filiz ALDEMİR

Kişisel Gelişim Uzmanı ve Aile Danışmanı

BÜYÜYEMEMİŞ KADIN VE ÇOCUK KALMIŞ ERKEKLER

13 Ocak 2020 - 09:54

Canımın içi bayan arkadaşlarım, hemcinslerim. Sizi en iyi ben anlarım çünkü ben de sizin gibi bu ülkede yaşıyor, bu ülkenin havasını soluyor, bu ülkenin suyunu içiyorum.

Bir kadın olarak, hatta büyük şehirde yaşayan bir kadın olarak, hatta hatta iş olarak hep iyi yerlerde çalışan biri olarak içimde, en derinimde sevmenin ve sevilmenin ihtiyacını yaşadım. Hatta öyle ki, bu sevme sevilme, anlaşılma, onaylanma ihtiyacım neredeyse ekmekten, sudan daha önemli olduğunu fark ettim.

Neye odaklanırsan orayı büyütürsün misali, ben de hep buradan darbe aldım.

İşim gereği insanları gözlemliyorum. Ve birebir çalışmalarımda dikkatimi çekiyor!

Ülkemin kadınının en büyük sorunu; sevilmek ve anlaşılmak!

İstiyor ki, sevdiği adam onu sevsin ve anlasın.

Çünkü büyüdüğü evde yetiştiği çevrede o kadar yok sayılmış ya da ezilmiş ki, derinlerde bir yerde hep bu beklentiyi taşıyor. Kendi ailesinde büyütemediği çocukluğunu, hayatına aldığı partnerle büyütmek istiyor.

Yok öyle bir dünya!..

Sevgili canımın içi bayan arkadaşlarım;

İhtiyacımız olan sevilme ve anlaşılma durumunu çok yanlış yerlerde, yanlış kulvarlarda, yanlış insanlarda aradığımızı fark ettim.

Bizim ülkemizde erkekler, kadınlardan daha çok arayış içinde. Eskiden erkeklerde “Aşk” adına bir arayış olsa da, o “Aşk” hatırına kadına bir de saygı vardı.

Son yıllarda bizim erkeklerde gözlemlediğim, “Nasıl olsa istediğim kadını elde ediyorum.” havası esiyor.

İlk zamanlar kendi kendime “Bu haddi de nereden buluyorlar?” diye düşünürken bir şey fark ettim;

Bu haddi karşı tarafa biz kadınlar veriyoruz. Kendimizi derinlerde bir yerde o kadar “Değersiz” ve “Yetersiz” hissediyoruz ki, sanki o değeri de dışarıdan biriyle besleyeceğiz sanıyoruz.

Eğer bir insanın içi “Değersizlik” ve “Yetersizlik” duygusuyla doluysa, dışında da kendine o duyguyu yaşatacak kişi ve ilişkileri çekiyor.

Ve son yıllarda ilişkiler üzerinde gördüğüm tablo bu şekilde.

Danışan olarak gelen bir erkekle konuştuğumda; “Üç beş kişiyle çıkıyorum, yaşıyorum ve bunların da birbirinden haberi var” diyerek övünüyor.

Bu kişi istediği kadar bu durumu kendine övünç kaynağı olarak görse de kendi yaptığı da değersiz ve hormonal ilişkinin göstergesidir.

Eee değersiz insan tabi ki değersiz ilişki çekecek ve yaşayacaktır.

Hemcinslerime sesleniyorum;

Yaşam kendi içinde akan bir süreçtir. Sadece akar ve gider. Zaten hemen hemen kadın olsun erkek olsun ihtiyacımız; sevilmek ve anlaşılmak. 

Bunu dışarıdan toplayamayız. Hele hele sevilmek ve anlaşılmak uğruna bir erkekten hiç alamayız. Çünkü bizim ülkenin erkeklerinin çoğu “Çocuk bilincinde” ve “Şımarık”

Öyle birinin sorumluluğunu üstlenecek hayalleri de yok. Hayalleri sadece hormonlarını beslemek.

Bizde hangi duygu yoğun ise o duyguyu yaşatacak olay ve kişileri çekeriz. Bu sebepten, gerçekten sevmek sevilmek istiyorsan bunu önce sen kendi kendine vermeyi, yapmayı öğrenmelisin. Senin kendine veremediğini hiç kimse dışarıdan sana veremez. Ömrün de sevgi- ilgi aramaktan öteye gidemez.

Son yıllarda erkeklerin, “Ben hangi kapıyı çalsam açılır.” duruşu onlardan çok bizlerle ilgili. 

Bizim bir duruşumuz, kimliğimiz olduğunda sağlıklı ilişki ve sağlıklı yaşam çekeriz.

Bu da haliyle senin kendini nereye, hangi ilişkiye yakıştırdığın ile ilgili.

Kendini sevmek emek ister

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Hgul kara
    4 gün önce
    Çok iyi bir gözlem yapmışsınız sevgili Filiz Aldemir.basarilar dilerim...