KANSER VAKALARI
Reklam
Reklam
Erhan OKTAY

Erhan OKTAY

KANSER VAKALARI

08 Aralık 2018 - 12:12

Kanser, organ ve dokulardaki hücrelerin kontrolsüz şekilde bölünerek çoğalmasıyla oluşan kötü huylu tümörlere ve urlara denir.Yeryüzündekanser terimi, ilk kez tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat tarafından kullanılmıştır.

Günümüz Tıp dünyasında, kanserin 120’den fazla türünün olduğu bilimsel araştırmalarla tespit edilmiştir. İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin taşımış oldukları bazı risk faktörleri nedeniyle mutasyona uğrayarak, aşırı çoğalarak, içinde yaşadıkları dokulara zarar vermesiyle başlayan bu süreç, durdurulamamakta ve ölümcül olabilmektedir.Kanser iyi huylu ve kötü huylu olarak iki ana başlıkta yer almaktadır. Ayrıca hücre tiplerine göre de alt sınıflara ayrılmaktadır. İyi huylu tümörler yayılma göstermeyip cerrahi olarak alındığında tekrar üreme göstermemekte, kötü huylu tümörler ise yayılma gösterip cerrahi müdahale ile alındığında daha süratli üreme göstermektedir. Bilimsel olarak iyi huylu tümörler patates yumrusuna, kötü huylu tümörler soğanın saçak yapısına benzetilmektedir.

Kanser vücudun herhangi bir bölgesinde veya organında gelişebilir. Hastalık, hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve normal hücrelerin yerlerini istilaetmesiyle başlar. Böyle bir anormal durum vücudun normal işlev ve çalışmasını zorlaştırır.Vücudumuzdaki tüm hücrelerin belirli görevleri vardır. Normal hücreler düzenli şekilde bölünürler. Yaşlandıklarında veya zarar gördüklerinde ölürler ve yerlerini yeni hücreler alır. Tıpkı insanların yada diğer canlı varlıkların doğduktan sonra ölmeleri gibi. Kanser, hücrelerin kontrolsüz çoğalmaya başlaması ile oluşur. Kanser hücreleri büyümeye ve yeni hücreler oluşturmaya devam ederler,neticede normal hücrelere yer kalmaz. Bu da, kanserin başladığı vücut bölümlerinde çok büyük problemlere yol açar.

Kanser hücresel seviyede genetikbir hastalıktır. Kanserin temel nedeni, DNA’daki hasarların oluşması ve oluşan bu hasarların birikmesi sonucu genlerin normal fonksiyonlarını kaybetmesi ve bunun da hücrelerin kontrolsüz bölünmesine neden olmasıdır. DNA hergün çeşitli faktörlere maruz kalarak hasar görmektedir. Vücudumuz DNA hasarlarına karşı koruyucu ve tamir edici sistemler ve mekanizmalar geliştirmiştir. Ancak yaşın ilerlemesi ve karsinojenlere (kanser yapıcı etkenlere) maruz kalınmasının artmasıyla birlikte DNA’da hasarlar onarılmaz hale gelir. Bu durum hücrenin kontrolsüz bölünmesine ve süratli bir biçimde kontrolsüz çoğalmasına yol açar.

Kanserin nedenleri pek çok sebebe bağlı olmakla birlikte bilim dünyası ve bilim insanları halen bu hastalıkla ilgili bilinmeyen karanlıkta kalan pek çok noktaları açıklayamamıştır. Zaten her şeyin açıklandığı ve bu sebepleri ortadan kaldırıcı mahiyette kanseri etkin ve radikal bir şekilde tedavi eden ilaç üretiminin yapılış olması halinde Tıp ve insanlık âlemi çok büyük bir başarıya imza atacaktır.

Kanserin nedenleri arasında en önemlisinin kalıtsal ve ailesel faktörler olduğu, aşırı nüfus artışı ve sanayi alanındaki gelişmeler sonucu fazlaca sayıda kimyasal maddelerin zararlı etkilerine maruz kalınması neticesinde de kanser vakalarına rastlandığı tespit edilmiştir. Bu duruma ülkemizden canlı bir örnek verecek olursak, 1986 yılında o zamanki adıyla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (S.S.C.B.) olan ve 156 ulustan oluşan sınır komşumuzun Çernobil Nükleer Santrallerinde meydana gelen nükleer patlama sonucunda tüm Karadeniz ve Karadeniz Bölgemiz maalesef radyoaktif ışınların ve radyoaktif maddelerin su, toprak ve havayı radyoaktif kirlenmeye maruz bırakması sonucu seyreden yıllar içerisinde her türlü kanser vakalarında patlama meydana gelmiştir.

Kanser yapıcı nedenler arasında ayrıca sigara, alkol, mikroorganizmalar, obezite, sağlıksız ve dengesiz özellikle de tek yönlü beslenme, lifsiz gıdalarla, karbonhidrat ve yağlardan zengin gıda maddeleriyle beslenme, enzim ve hormon bozuklukları, stres, psikolojik faktörler, ultraviyole yani güneşin zararlı ışınlarına maruz kalma, radyasyon etkilerine maruz kalma, işlenmiş ürünlerin fazla tüketilmesi, direkt olarak ateşin etkisine maruz bırakılarak pişirilen ızgara gibi ürünlerin sürekli ve sık sık tüketilmesi sonucunda nitrozamin bileşiğinin zararlı etkilerine maruz kalınması, pilav, bulgur, makarna ve baklagiller tipi gıdalara uygulanan ikinci ve üçüncü sayıdaki ısısal işlemler sebebiyle oluşan kanser yapıcı özellikteki akrilamid maddesine maruz kalınması, spor ve egzersizden uzak, hareketsiz yaşam, uyku bozuklukları, tedavi edilmeyen hastalıklar v.s. pek çok etken yer almaktadır.

Her hastalık ve enfeksiyon vakalarında olduğu gibi kanser vakasından korunmanın da, kanser olduktan sonra yapılacak olan tedaviden çok daha değerli olduğu bilimsel bir gerçektir. Yani kanser vakasına maruz kalmamak için yaşam koşullarımıza dikkat etmeliyiz, bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan etkenlerden kaçınmalıyız. Her organın kanser vakası olabilmektedir. Beyin, pankreas, bağırsak, mide, dil, göz, akciğer, karaciğer, böbrek, yemek borusu, troid, kan, lenf sıvısı, kemik, deri, testis, v.s. Hastalığın tedavisi ise, uzman hekimin belirleyeceği tedavi proğramına tabidir. Hekim uygun gördüğü herhangi bir tedavi yöntemini uygulayabilir. Tedavi yöntemleri arasında, cerrahi müdahale, ilaç tedavisi, ışın tedavisi, hormon tedavisi, biyolojik tedavi, kök hücre tedavisi gibi tedavi yöntemlerinden birisini uygulayabilir.

Kanserin, Onkoloji adıyla kurulmuş Bilim Dalı olduğu değerlendirildiğinde burada köşe yazısı olarak anlatabileceğim hususlar oldukça sınırlı alanda kalmaktadır.Burada maksat okurlarımı bazı hususlarda aydınlatabilmek ve yararlı olabilmektir.

Hastalığın tedavisi yerine bu hastalığa yakalanmamak, koruyucu önlem ve tedbirleri en etkili şekilde uygulamak daha akılcı ve verimli olacaktır. Özellikle günümüzde stres ve sıkıntılı ortamlardan uzak olarak, psikolojik gerginlik ve sorunların çözümlerinde kriz yönetimlerini en iyi şekilde belirleyerek sorunlarımızı hasarsız atlatmalıyız. Bu sebeple de, özellikle sağlıklı ve dengeli bir şekilde doğal ürünlerle beslenerek,hazır paket olarak tüketime sunulan işlenmiş gıda ürünlerinden uzak durarak,bağışıklık sistemimizi güçlü tutarak, yüksek moral ve motivasyonumuzu sağlayarak, kanserden korunmalıyız. Dolayısıyla da, tüm okurlarıma kanserden uzak ve kansersiz mutlu bir yaşam dilerim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum