Terbiyesize bak…
Reklam
Reklam
Ali ERTURAN

Ali ERTURAN

Gazeteci & Yazar

Terbiyesize bak…

18 Kasım 2017 - 16:30

Geçtiğimiz günlerde bir mağazaya alışveriş için gittim... Gittim gitmesine ama ah ah okuyunca yazımı sizde hak vereceksiniz, hadi buyurun insanlığa…

Kapıdan girince “selamünaleyküm”diyerek selam verdim ve bu arada ufak adımlarla küçük bir bankoya yani hesap ödemek için bulunan yere, çalışan genç bir kızın yanına doğru yürüyorum. Bankonun önüne geldim hala ne selamımı alan var, nede buyurun, hoş geldiniz diyen! Bankodaki bayan hala mağazada tek başınaymış gibi başı önünde bankonun iç kısmına bakarak orada bir şeylerle ilgileniyor!

O an da ben mağazada ha varım, ha yokum kimse takmıyor diye düşünürken nasıl olduysa bir anda varlığımı hissetti ve kafasını kaldırıp“buyurun” dedi. Buyurun deyişi de “ne var, ne istiyorsun” der gibi…Sanki kapısına bir Suriyeli gelmişte hayrına mal istiyor kıyafet istiyor, kaldı ki kapımıza gelen dilenciye bile öyle davranmıyoruz. Belliki patron değil, patronun bir yakını değil, çalışan 20 yaşlarında genç bir kız…

Genç tezgâhtarın sanki yarı dövecekmiş gibi olan tavrı karşısında sükûnetimi bozmamaya çalışıyorum, ama tabi elimde tesbihim olsa ya sabır çekecek durumdayım. Kıyafet bakacağım dedim eşofman takımımı dedi. Yok, gündelik giymeye kıyafet alacağım dedim ve tekrardan eşofman altımı dedi. Ya sabır takmış eşofman takımına veya eşofman altına. Acaba bu bayanı anası doğururken üzerinde eşofman takımımı vardı acaba…J

Tabi bu eşofman mevzusu art arda sorular ile devam ederken surat on karış ve sadaka verecek gibi… Benimde sabırla bozmamaya çalıştığım sükûnetim en sonunda pes etti. Açtım ağzımı, yumdum gözümü maalesef ağzıma geleni saydım. Kızdan tek ses çıkmadı! Benim sinirle söylediğim sözler karşısında mağaza içine orta yaşlı bir bayan girdi ve buyur ablam ne oldu dedi. Bak abla burada iş yapmak satış yapmak istiyorsanız, önce işe bu bayanı isten atmakla başlayın işe dedim…

Tabii ki mağazadan çıktım dışarı ama çok öfkelenmiştim. O gün o kadarı yetti bana ve alışveriş olayını zirvede bırakmış oldum.

Peki, sevgili okuyucularım ben bu yaşadığım olayı sizeneden anlattım… Esnaflık çok zor, özellikle bizim ülkemizde! Vergi yükümlülükleri, stopaj, kira, elektrik, su derken esnafın kazandığı 3 kuruş para pul olup gidiyor. İnsanlar bir iş yeri açarken bin bir zorlukla ve büyük hayaller içinde açıyor. Devlete borcu olmayan esnaf yok gibi bir şey… İnsanlar bir umutla hem borç batağından kurtulmaya çalışırken bir taraftanda hayatını idame edecek parayı kazanmaya çalışıyor. Amma velâkin biz milletçe o kadar cahil ve kültürsüz milletiz ki, ne iş yerinde bize emanet edilen mağazaya sahip çıkıyoruz nede bize verilen bir işi hakkıyla yapıyoruz…

İş yok işsizlik oranı şuralara falan çıktı diyorlar ya ben onlara hiç mi hiç inanmıyorum. Neden derseniz, iş var ama çalışmak istemeyen bir yeni nesil var ortada. Az iş çok para kazanmak isteyen ve elinden cep telefonu düşmeyen mesai saatlerinde sürekli sosyal medyada ona buna laf yetiştirmeye çalışan insanlar çoğunlukta şu anda…

Bir de farklı bir grup var, işe girinceye kadar 9 takla atan, işe girdikten sonra küçük dünyaları ben yarattım havalarında olanlar. Ne acayip bir millet olduk anlaşılması çok güç…

Eskidenmiş saygı sevgi ve hoşgörü…Şimdi neredeyse bir söz söyleyince bile elinden gelse saldırıp dövecekler. O kadar saldırgan, gergin ve o kadar da dillerinin kemiği yok bu gençlerin.

Tabii ki terbiye ve saygı aileden başlar. Anne ve baba da yoksa bu yazdıklarım, ne öğretecek çocuğuna. Okullarda ise eğitim-öğretim denilse de sadece öğretim var eğitim maalesef yok. Eğitimsiz bir toplumdan yetişen yeni nesil çalışmakta istemez zaten. Zorla da çalıştırırsanız bana yaptığı davranışın, misli mislisini başkalarına da yapar…

İşini hakkıyla yapan insan sayısı bir elin peş parmağı kadar az ve bu insanlarla karşılaşmak bir mucize diye düşünüyorum. Herkesin derdi imanı para olmuş ne yazık ki…

İşini yapmayıp, utanmadan para isteyen bir zati muhteremle karşılaştım geçen hafta. Yapılacak bir iş konusunda teklif aldık, verilen teklifteki fiyatı hiç itiraz etmeden kabul ettik ve işiniz yapın faturanızı kesin ücretinizi alın dedik. Hem işini hiçbir şekilde yapmayan, faturasını kesmeyen ve bizi 20 gün oyalayan bu zati muhterem mesaj ile yazarak ödeme alabilirmiyim diyor. Başkası olsa ana avrat küfreder de ben kendime yakıştıramıyorum. Ben hayatım da böyle terbiyesizlik ve hadsizlik görmedim…

Yazdığım sıkıntıların mayasına bakın hep aynı, sadece kulvarları farklı. Cahillik, eğitimsizlik, kolay ve çok para kazanma isteği, terbiyesizlik hat safhada. Onur, şeref, haysiyet ve insanlık denilen bir şey kalmamış… Daha bu konuda çok örnekler var sevgili okurlar, sayfalarca yazabilirim.

Artık kimseye güven kalmadı, kimseden hoşgörü saygı ve sevgide beklemeyin… Kısacası el elin eşeğini, türkü çağıra çağıra ararmış sevgili okurlar.

Hiçbir zaman unutmayın ki, saygı kayığı binmeden sevgi denizi geçilmez…

Sevgilerimle / Ali Erturan

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum