Seçim Rüzgârı mı, Yalan Rüzgârı mı?
Reklam
Reklam
Ali ERTURAN

Ali ERTURAN

Gazeteci & Yazar

Seçim Rüzgârı mı, Yalan Rüzgârı mı?

22 Şubat 2019 - 06:47

Yine bir seçim sürecinin içindeyiz... Seçimlerde gazeteciler, yazarlar ve çizerlerin çoğu, adaylarla ilgili yazar, çizer, dolu dolu bir performans sergiler…

Günlerdir ben de 2019 yerel seçimleri hakkında bir şeyler yazmak istiyorum ancak inanın, içimden gelmiyor; elim, kaleme gitmiyor. Hiç değilse bir yazım olsun, diyorum; düşünüyorum, düşünüyorum, yazacak bir şey bulamıyorum. Aslına bakarsanız yazacak çok şey var ve istesem sayfalarca yazabilirim ama yazmak istemiyorum…

Siyasetçilerin entrikalarını mı yazayım? Ne yazayım? “Yalan” hiç şimdiki kadar “top” olmamıştı… Biz, siyasetçilerin yalancı olduğunu biliyorduk da bu kadar yalancı olacağını tahmin etmiyorduk. Artık yalan konusunda çağ atladı adamlar. İnsanın gözüne baka baka yalan söylüyorlar. Ortada esen rüzgâr seçim rüzgârı mı, yalan rüzgârı mı belli değil… Muhtar bile olamayacak kapasitedeki şahıslar daha üst mevkilere aday olmuş. Melek olmuşlar; yüzlerinden gülücük hiç eksik olmuyor, çok sevimliler. Rol kabiliyetleri de en üst seviyede. Büyük küçük, yaşlı genç demeden el ayak öpüyorlar. “Bu kadar da olmaz!” dedirten sahnelere şahit oluyoruz görsel ve yazılı medyada…

Yalan her seçimde olduğu gibi yine bu seçimde de başrolde görüntülenmişken ve koltuk sevdası, rant veya bireysel çıkar uğruna memleketi baştan başa parselleyenler etrafta kol gezerken kimin nerede, nasıl aday olacağı hakkında benim ne yazmamı istiyorsunuz? Siyasiler kendi menfaatleri uğruna artık beraber hareket etmeye başladılar. Adına da “ittifak” koydular. Söyleyin sevgili okurlar, ne yazayım, söyleyin. Ülkede çuvalla dert ve pahalılık varken, insanlar ekmek alacak parayı bulamazken, çiftçi, çoban ve köylü borç batağındayken ne yazayım sevgili okurlar, ne yazayım? Artık insanın içinden bir şey yazmak gelmiyor…

Siyasetçi; yalancı, palavracı ve sahtekâr... Bunu biliyoruz da bunlara inanan ve şakşakçılık yapanlara ne diyeceğiz, bir de onu söyleyin bana. Bunun adı cahillik mi, saflık mı nedir, adını beraber koyalım. Adam oyunu körü körüne veriyor; nedenini, nasılını bilmiyor. Ama normaldir; halk bu kadar saf ve cahil olursa siyasetçinin de bu kadar yalan söylemesi, sahtekârlık yapması normaldir. Onlara bu ortamı ve zemini biz hazırlıyoruz, biz imkân yaratıyoruz…

Tüm bunların adına “seçim” diyorlar. Seçim var, var ama “Ne seçimi, kimi seçiyoruz, nasıl seçiyoruz?” normalinde seçim falan yok. Seçim yapmıyoruz. İstediğiniz kişiye oy verebiliyor musunuz? Veremiyorsunuz. Neden? Çünkü siyasetçiler o imkânı vermiyor. Onlar kimi isterse siz de onlara oy vereceksiniz. Seçim falan yok! Onlar kendilerine oy verdirtiyorlar…

Genel anlamda tüm seçimler için yazıyorum: Kim aday olacak sen seçiyorsun, sıralamayı sen yapıyorsun, her şeye sen karar veriyorsun, sonra da “Bu adama oy verin.” diyorsun. Ne yani bunun adı seçim mi? Seçim falan yapmıyoruz: Sen kendini seçtirtiyor, sadece halkın onayını alıyorsun; bu başka bir şey değil. Seçim falan yok sevgili okurlar… Siz gidin, istenilen kişiye oyunuzu kullanın gelin; başka da hiçbir şeye karışmayın, ağzınızı açıp konuşmayın bile…

Demokrasinin gereğidir: Seçimler olur ve her birey oyunu kullanır. Bilinçli olalım; kime, neden oy verdik bunu bilelim. Körü körüne siyaset yapmayı bırakın ey insanlık! Bugünkü yanlış davranış ve kararlarınızın acısını yarın çocuklarınız çekecek. Gerçeğin mayasını gözünüzle görmeniz mümkün değil; demokrasiye biraz da yüreğinizle, vicdanınızla bakın. İşte o zaman doğruya ulaşabileceksiniz…

Sevgilerimle / Ali ERTURAN
gazetecialierturan@gmail.com
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum