ALIN TERİYLE ŞEKİL ALAN HAZİNELER

65 yaşındaki İsmail Karakaya, heykel döküm atölyesinde tamamen el emeği ürünü olan sanat eserlerini yapıyor.

ALIN TERİYLE ŞEKİL ALAN HAZİNELER Güncel

65 yaşındaki İsmail Karakaya, heykel döküm atölyesinde tamamen el emeği ürünü olan sanat eserlerini yapıyor.
İstanbul’un arka sokaklarında gözlerden uzak bir konumda bulunan atölyede, akrep ve yelkovan arasındaki uzun zamana direnen bir uğraş veriliyor. Bu uğraşın kahramanı olan İsmail Usta, büyük bir sevgiyle bağlı olduğu sanatını aşkla icra ediyor.

12 YAŞINDAYKEN ÇIRAK OLARAK BAŞLADI
12 yaşındayken mesleğine ilk adımını atan Karakaya, ustasının yanında yetişmeye başladı. Tarihin karanlık dehlizlerinde yok olan usta-çırak geleneğinin bir parçası olduğuna değinen Karakaya, ‘’12 yaşındayken bir heykel döküm ustasının yanına girdim. Ustamın ustası ise Macar’dı.’’ dedi. 

ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ ALMADI
İlkokulu bitiren Karakaya, daha sonra mesleğiyle ilgili hiçbir akademik eğitim almadı. Güzel Sanatlar Fakültesi ya da benzer bölümleri okumayan Karakaya, içinde var olan cevher ve parmaklarındakihüner sayesinde başarı basamaklarını tırmandı.

‘’ZOR OLANI BAŞARMA AZMİMİ HEP CANLI TUTTUM’’
Babasının terzi olduğunu söyleyen Karakaya, şunları dile getirdi:
‘’Babam terziydi. İçimde hep zor olanı başarma azmi ve gayreti vardı. İstanbul’a gidip, bu sanatı yapmayı kafama koymuştum. Öğreneceğim meslek benim altın bileziğim olacaktı. İstanbul’a gelerek bunu başardım ve mesleğimi çok seviyorum. Azmim ve gayretim ilk günkü kadar canlı durumda.‘’ 

MAKİNE KULLANMADAN, EL İŞÇİLİĞİYLE ÇALIŞIYOR
Herhangi bir makine kullanmadığına dikkat çeken Karakaya, ‘’ Bizden daha büyük atölyeler var. Onlar, yüksek teknoloji kullanıyor. Fabrika sistemiyle çalışan bu atölyelerde el becerisinden söz etmek mümkün değil. Çünkü bu tür yerlerde para öncelikli sırada. ‘’ dedi.

GENELDE BRONZ DÖKÜM HEYKELLER YAPIYOR
Çoğunlukla bronzdan döküm heykeller yapan Karakaya; alüminyum, pirinç,Zamak, tutya gibi farklı malzemeleri de kullanıyor. 
Karakaya, 8 metrelik heykel çalışmalarına imza attığına vurgu yaptı.

ESERLERİNİ, TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINA GÖNDERDİ
Karakaya’nın imzasını taşıyan yapıtlarda; Mustafa Kemal Atatürk’ten Âşık Veysel’e, Nasreddin Hoca’dan Ege’nin Efe’lerine kadar birçok tarihi ve kültürel değerimizin hayat bulmuş temsillerini görmek mümkün. Karakaya’nın alın teriyle şekil alan bu yapıtlar, Türkiye’nin farklı il ve ilçelerinde yer alıyor.

MÜŞTERİLERİ ARASINDA İNGİLİZ KRALİYET AİLESİ DE VAR
Çocukluktan itibaren pişmeye başladığı heykel döküm işine tutku derecesinde bağlı olan Karakaya, Türkiye sınırları dışında da heykellerini insanlarla buluşturuyor. Aşkabat’a, atölyesinde yaptığı Türkmen başı heykellerini gönderen Karakaya, İngiliz Kraliyet Ailesi’ne de döküm heykellerini iletti.
Karakaya, yakın zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yer alacak bir heykelinin olduğunu söyledi.

ÇALIŞIRKEN ELDİVEN VE GÖZLÜK KULLANMAM
Malzemeyle iç içe olmanın önemine değinen Karakaya, çalışırken eldiven ve gözlük kullanmadığını belirtti.

YENİ NESİL,ALIN TERİ OLMADAN KOLAYA ALIŞTI
El sanatlarına olan ilginin tükenme derecesine geldiğini, usta-çırak öğretisinin yok olmaya yüz tuttuğunu ifade eden Karakaya, günümüz çocuk ve gençlerinin zoru başarma azminden yoksun olduğunu söyledi. 
Karakaya, ‘’ Zaman, insanların yapısını değiştirdi. Gençler, kolay yoldan para kazanma düşüncesinde. El sanatlarına merak yok oldu. Maddiyat birinci planda tutulur olmuş vaziyette. ‘’ şeklinde konuştu.

AİLESİNDE, EMANETİ DEVREDECEĞİ KİMSE YOK
4 kişilik bir ekiple çalışmalarını sürdüren Karakaya şu ifadeleri kullandı:
‘’65 yaşıma gelmeme rağmen, mesleğime devam ediyorum. Küçük atölyemizde 4 kişiyle çalışıyoruz. Çocuklarım, baba mesleklerini gelecek kuşaklara aktarmayacak. Şu anda ailemizde, hazinemin varisi yok. ‘’
Karakaya’nın emek yuvasında uzun süredir çalışan Büşra Er, ‘’Küçük yaşlarda ustamın yanına geldim. 8 yıldır buradayım. Tarihin içindeki anları ve hatıraları, yaptığımız heykellerle canlandırıyoruz. Ustamın emanetini yaşatmaya kararlıyım.’’ diye konuştu.
Karakaya, çırağı olan Er’in başarma hırsına sahip bir karakteri olduğunun altını çizdi.

KOAH HASTALIĞI DAHİ ENGEL OLMADI
KOAH hastası olduğuna ve doktorların kendisine toz, topraktan uzak durmasını söylediğine işaret eden Karakaya,dikkat çeken şu sözleri kullandı:
‘’Doktorlar, toz-topraktan korunmam gerektiğini söyledi. Ama ben elimdeki zımparayı bırakamadım. Mesleğim, benim için para kazandığım bir iş değil sadece. Makine kullanmadan ortaya çıkardığım eserler, el sanatı ve yeteneğinin somut ürünüdür.’’

DÜNYAYA YENİDEN GELSEM, TUTKUM DEĞİŞMEZDİ
Karakaya, sağlığı imkân verdiği sürece atölyenin her daim açık olacağını belirterek, ‘’Eğer dünyaya yeniden gelsem, döküm heykel sanatından vazgeçmezdim. ‘’ dedi. 
Karakaya’nın sanatına olan sımsıkı bağları büyük bir takdiri hak ediyor...

Haber / Dilek Kütük 

Editör / Muharrem Koçak

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

GÜNCEL GALERİLER

GÜNCEL VİDEOLAR

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

www.starhaber.tv Çözüm Medya Grup kuruluşudur.

www.starhaber.tv haber sitesinin Star Gazetesi ve Star Televizyonuyla hiç bir ilgisi yoktur.