Reklam
Reklam
Reklam

'İslam düşmanlığı insanlık suçudur'

Yeni Zelanda’da 51 Müslümanın şehit edildiği nefret katliamı sonrası Türkiye’nin çağrısıyla acil koduyla toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı, Müslümanları hedef alan ırkçı saldırıları kınadı. İİT, dünyaya haçlı terörüyle ortak mücadele ve 15 Mart’ın ‘İslamofobi’ye karşı uluslararası dayanışma günü’ olması için çağrı yaptı.

'İslam düşmanlığı insanlık suçudur'

Yeni Zelanda’da 51 Müslümanın şehit edildiği nefret katliamı sonrası Türkiye’nin çağrısıyla acil koduyla toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı, Müslümanları hedef alan ırkçı saldırıları kınadı. İİT, dünyaya haçlı terörüyle ortak mücadele ve 15 Mart’ın ‘İslamofobi’ye karşı uluslararası dayanışma günü’ olması için çağrı yaptı.

Reklam
'İslam düşmanlığı insanlık suçudur'
23 Mart 2019 - 08:04
Reklam

Türkiye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi toplantısında 51 Müslümanın şehit olduğu Yeni Zelanda’daki terör saldırısının sıradan bir hadise olarak görülemeyeceğini, kökleri derinlere inen bir nefretin dışa vurumu olduğunu söyledi. Erkdoğan, “Manifestodan, dehşet verici görüntülere, saldırganın silahının üzerindeki tarih, isim ve yerlere kadar pek çok husus bu gerçeği ispat etmektedir. Bu saldırı buz dağının görünen yüzüdür” dedi. 
Erdoğan bundan önce de Müslümanların katliamlara maruz kaldığını hatırlattı. Erdoğan, bu saldırılara ilişkin şu örnekleri aktardı:      
MÜSLÜMAN KATLİAMLARI
“1993 yılında Solingen’de Neo-Naziler evlerini ateşe vererek 5 vatandaşımızı kalleşçe şehit ettiler. 1994 yılında El-Halil’de İsrailli bir sivil işgalci, Halil İbrahim Camisi’nde sabah namazı kılan 29 Müslüman’ı şehit etti, 125 Müslüman’ı da yaraladı. 2011 yılında Oslo yakınlarındaki Utoya Adası’nda 77 can, beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir cani tarafından öldürüldü. 2015 senesinde Chapel Hill kentinde 3 gencimiz yine bir ırkçı tarafından evlerinde vurularak katledildi. 2017 yılında Kanada’daki cami saldırısında 6 Müslüman hayatını kaybetti. Batı Avrupa’da 2013-2017 yılları arasında Neo-Nazi gruplarınca gerçekleştirilen 113 terör saldırısında 66 masumun canına kastedildi.”      
Nefret suçlarının failleri bulunsa bile ‘psikolojik rahatsızlık’,  ‘münferit, adi suçlu’ denerek olayın örtbas edildiğini anımsatan Erdoğan “Saydığım saldırıların faillerinden hiçbiri İslam düşmanı, yabancı karşıtı ve terör suçlamasıyla hakim karşısına ne yazık ki çıkarılmadı” dedi. 
Başkan Erdoğan Almanya’da Nasyonel Sosyalist yeraltı örgütünün işlediği ırkçı cinayetlerin medya ile resmi makamlar tarafından ‘dönerci cinayetleri’ yaftasıyla küçümsendiğini de hatırlattı. Erdoğan dünya genelindeki 400 milyon Müslüman, diaspora ve azınlık için çalışılmasını gerektiğini belirterek,  şöyle dedi: “Şu anda karşımızda açıkça bir İslam düşmanlığı vardır, Müslüman nefreti vardır. İnsanlık, Holokost felaketi sonrasında nasıl antisemitizmle mücadele etmişse, yükselen İslam düşmanlığıyla da aynı kararlılıkla mücadele etmelidir.”      
ASIL GÖREV BATI’NIN
DEAŞ eylemleri ve Neonazi saldırılarının aynı madalyonun farklı yüzleri olduğunu belirten Erdoğan “Hepsi, masumların kanıyla beslenen parazitlerdir” dedi. Batı basınını Müslümanları ötekileştirerek, mültecileri düşmanlaştırarak kendilerine iktidar yolu açan politikacıların kendilerine çeki düzen vermelerinin önemine işaret eden Erdoğan şu ifadeleri kullandı: 
“Hep bizden bunu beklememeli. Hukuki düzenlemelerden cezaların artırılmasına, okul müfredatından terör tanımının genişletilmesine kadar bir dizi önlemin acilen hayata geçirilmesi gerekiyor.”
Başkan Erdoğan, İslam düşmanlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadelede asıl görevin Batılı devletlere düştüğünü dile getirerek Müslümanlara yönelik nefret suçlarını tespit ve takip edecek güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç olduğuna işaret etti. Erdoğan, şöyle konuştu: “Teşkilatın kurumsal olarak kendini bu asimetrik tehdide adapte etmesi şarttır. Ayrıca İslam düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak paydaşlarımızın sayısını da artırmalıyız. Hepsinden önemlisi ümmetin bekasını ilgilendiren hususlarda tek yürek, tek bilek olup beraberce hareket etmeliyiz. İslam dünyasının ve insanlığın ortak geleceğini tehdit eden meselelerde kısa vadeli çıkarlar, orta ve uzun vadeli menfaatlerimizin önüne geçmemelidir.”
Doğruları söylemeye devam edeceğiz
İsrail’in terör devleti uygulamalarını gizlemeye çalışmanın beyhude olduğunu anlatan Başkan Erdoğan “Neonazi terörünü daha fazla görmezden gelmenin maliyeti çok ağır olacaktır. Hele hele gerçekleri dillendirdiğimiz için şahsımı hedef almak, Batı dünyasında nefret objesi haline getirmek kimseye bir fayda sağlamaz. Biz doğru bildiklerimizi söylemekten hamdolsun bugüne kadar çekinmedik, asla çekinmeyiz” diye konuştu.     
GOLAN EMRİVAKİSİNE ASLA BOYUN EĞMEYİZ
Başkan Erdoğan BM’den sonra en büyük uluslararası kuruluş olan İİT’nin gayesinin Kudüs davası başta olmak üzere, İslam dünyasının en önemli meselelerine sahip çıkmak olduğunu hatırlattı. Erdoğan şunları söyledi: “ABD Başkanı Trump’ın, Golan Tepeleri ile ilgili talihsiz açıklaması, bölgeyi yeni bir krizin, yeni bir gerilimin eşiğine getirmiştir. Golan Tepeleri, 1967’den bu yana İsrail’in işgali altında bulunmaktadır. 1967 senesindeki İsrail işgali, sadece bölgedeki Arapları değil, Türkmenleri de kendi topraklarından göçe zorlamıştır. Türkiye’nin ve İİT’nin böyle hassas bir meselede sessiz kalması, emrivakilere boyun eğmesi düşünülemez. Golan Tepeleri’nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz, veremeyiz.”

İSLAMOFOBİYE KARŞI DAYANIŞMA ÇAĞRISI
İİT Acil Toplantısından BM ve diğer uluslararası örgütleri, 15 Mart’ı “İslamofobiye Karşı Uluslararası Dayanışma Günü” kabul etmeye davet etti.
İslam İşbirliği Teşkilatı, (İİT) dini nefret, düşmanlık ve şiddet eylemlerinin izlenmesi için gözlemevi kurulması amacıyla BM ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği’ne çağrıda bulunarak “15 Mart’ı İslamofobiye karşı uluslararası Dayanışma Günü” kabul etmeye davet etti. Yeni Zelanda’da İki Camiye Yönelik Terörist Saldırı ile Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İstanbul’da düzenlenen İİT Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısının nihai bildirisi yayımlandı.
YENİ ZELANDA’YA TAKDİR
Bildiride, terörizmin dini olmadığı vurgulandı. Bildiride, uydurulmuş tarih, hayali medeniyetler arası çatışma ve karşılıklı cepheleşmeye dayalı dünyanın birçok bölgesinde ırkçı hareketlerin neden olduğu terörden endişe duyulduğu vurgulandı. İİT bildirisinde, alçakça İslamofobik terör saldırısının kınanarak Yeni Zelanda toplumlunun gösterdiği sempati ve dayanışmanın takdir gördüğü kaydedildi. 
İSLAMOFOBİ İNSANLIK SUÇU
Uluslararası camiada İslamofobiye karşı sistematik tedbirler alınması gerektiği vurgulanan bildiride, Müslümanların yaşadığı ülkeleri “İslam’ı, terör, aşırılıkçılık ve topluma yönelik tehditlerle ilişkilendiren tüm politikalardan” kaçırmaya davet edildi. Bildiride, şunlar kaydedildi: “(İİT İcra Komitesi) Dini nefret, düşmanlık ve şiddet eylemlerinin izlenmesi ve rapor edilmesi için bir gözlemevi kurulması amacıyla BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliğine çağrıda bulunur. BM’ye ve diğer uluslararası ve bölgesel örgütlere, bu korkunç terör eyleminin yapıldığı gün olan 15 Mart’ın ‘İslamofobiye Karşı Uluslararası Dayanışma Günü’ kabul edilmesi çağrısında bulunur.”
SOSYAL MEDYA ÇALIŞMASI
Bildiride, İİT İcra Komitesi, Genel Sekreter’den Müslüman karşıtı ırkçı ve aşırıcı gruplarla ilişkili bireyler ve kuruluşların da eklenerek terör tehdidine yönelik yaptırımların genişletilmesi amacıyla BM mekanizmalarına ulaşmasını talep etti. Bildiride, Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya platformlarında Müslümanlara yönelik şiddeti ve nefreti teşvik eden her türlü içeriğin filtrelenmesi ya da yasaklanması için çabalanması vurgulandı. BM Genel Sekreterine yönelik çağrının da yer aldığı bildiride, BM Genel Kurulunun özel bir oturumla toplanması, burada İslamofobinin ırkçılığın bir biçimi olduğunun ilan edilmesi istendi.

Reklam